preloader

Yükleniyor..

İstanbul Ayasofya Müzesi

Kutsal bilgelik anlamını taşıyan Ayasofya İstanbul’un en önemli simgelerinden biridir. Daha önce 2 defa inşa edilen ve çıkan halk isyanlarıyla yakılan İstanbul Ayasofya müzesi Bizans İmparatoru Jüstinyen’in talimatı ile 532 ve 537 yılları arasında yeniden inşa edildi. Onca depreme karşın 15 yüzyıldır dimdik ayakta kalmayı başarmış olan Ayasofya dünyanın en büyük katedrali olarak tüm dünyaya ün salmış bir yapıdır.

İstanbul’un 1453 yılında fethedilmesiyle birlikte cami olarak kullanılmaya başlanan İstanbul Ayasofya müzesi Atatürk’ün emri ile daha sonra müzeye dönüştürüldü ve halk tarafından da rahatlıkla gezilebilmesi sağlandı. Ayasofya’nın eski heybetini geri kazanmasında en etkili isimlerden biri Mimar Sinan’dır. Çünkü Mimar Sinan tarafından yapılan restorasyon çalışması ile bu yapının çok daha fazla güçlenmesi sağlandı.

Padişah Türbelerini Mutlaka Görmelisiniz!

Osmanlı padişahlarının konut olarak da kullandığı Ayasofya, benzersiz bir mimariye sahip olmasıyla ön plana çıkıyor. Sadece iç mimarisi değil, dış mimarisiyle de eşsiz bir yapı olma özelliğini koruyor. Ayasofya’nın Osmanlı egemenliğine girmesinin ardından padişah türbeleri olarak kullanılan bölümler, bu benzersiz yapıyı ziyaret edenlerin en çok etkilendiği bölümlerden biri oluyor.

Özellikle Mimar Sinan tarafından 1574 – 1577 yılları arasında inşa edilen 2. Sultan Selim türbesi Ayasofya’da bulunan padişah türbeleri arasında en çok ilgi çeken ve en etkileyici olan türbedir. Ayasofya’nın giriş kapısı Osmanlı ağaç işlemeciliğinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Sekizgen bir yapıya sahip olan Ayasofya’nın çinileri ve mozaikleri de görülmeye değer.

Müzeni iç bölümünde yer alan kubbe ise zamanında Rodos toprağından üretilen tuğlalar ile inşa edilmiş! Bu gösterişli kubbe eşsiz bir mimari örneği olarak kabul ediliyor. İstanbul’a gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında Ayasofya geliyor!